var sayı 2

14/12/2010

sanki ben neler olabileceğini bilmiyor muyum?
hem de bu açıklıkta
hem de çıplak, sadece kendimle kaldığımda.
ne düzenin kokuşmuş çarkını dinlerim
ne de kendi tembel şeytanımı
çok güçlü bir direnç içindeyim
insana insanlığa karşı

dürüst olmalıyım
çok nadiren tanık oldum
kendi türümün benimle konuştuğuna
-söylenenler hep kendi kendine
kimle neyi konuşsa da, hep kendi kendine-
sanki kafalarının içinde bir sesim
bundandır ne söylense hakkımda
alınganlık edecek değilim

kim olmam gerektiğini fark ettiğimde
kim olduğumu bile bilmiyordum
ve kim olduğumu fark ettiğim günden beri
bir denge kurmaya çabalıyorum
ben bir deliyim
delirtildim mi? şüphesiz mümkün
sahi mi?
belki de rahimde başlayan bir klostrofobi
kimbilir..
bilinmesi gereken nasıl olduğu değil
bana ve benim gibi arafta kalanlara ne yaptığı
sevgisizliğin, kabalığın ve bencilliğin
bizi kendimizi nasıl da hiçe indirmeye mecbur bıraktığı
ve bu uzun yolculukta
vazgeçmek zorunda kaldığımız en küçük şey
sizi temin ederim kimilerinizin yaşama hevesini söndürür cinsten

yazarak ne yakınıyorum ne de kendimi aklıyorum
aklı olan bilmelidir ki bu bir oyun değil
camın dışından kendini diğerleriyle yüzerken izleyen akvaryum balıkları!
bakmayı bırakın
bırakın beklemeyi
size kendinizi ve sundukları hayatı sorgulatıyorlar
hissetmeye gelince tıpkı bir balık gibi korkaksınız
çünkü hassassınız ve değişmenizi de istemiyorlar!

bu böyle devam edebilir mi?
ne var ki eder.
insan kendinden ölene dek kaçabilir
ama kaçmamalı
çünkü yalnız başına savaşanların güç yetiremeyip
sonunda birer meczup oldukları o dünya
geride kaldı
çünkü bu gücü hissediyorum ve seziyorum
ve siz de hissediyor hatta biliyorsunuz ki
aydınlığın derinlikle birleşebileceği
zor ama imkansız olmayan, eşsiz yollar var.
belki deli olabilirim,
ama asla aptal olmadım
bildiği halde susacak
ve bana benzemeyenden ürkecek kadar.