YA! SİN! (EY MEZAR ARALIĞI KALBİMİN!)

Sözcüklerin görünmez bir med-cezir’le geri çekildiği yerde, ,
kendi ışığına küs bir mumun kalbi titrer.
Aldatarak betona çakılı ayak-izlerini, içinde bir anlam göçüğü, ellerinden geçerek gölgeleri seni terkeden bir ‘tay göçü’ olur ..
Hadi, yüzüne sürgülenmiş o zafer çığlığıyla, al bedenini, büyük bir çatlağı onarır gibi, dikkatli bakılmadıkça belirsiz ton farkı ayrıntılı, tedirgin bir fırça darbesiyle sür buradan, götür !

aynalı bir taraktır sırtına dokunan. Ağlamaklı bir kervanın peşinden koşup, göle varıp, eğildiğin ilk suda kıracaksın saçlarına dolanan aksini. Bilseydik, çoğaldıkça küçülen yüzlerimizdeki asıl yangını .. Öfkenin felçli dudaklarından öperek, kendini kırarak mı çoğaltırdı insan ?
içini an an da olsa yakalayıp, efsun, huzur ve bunun gibi güzel şeylerin arkasından baktığın, izi sürülmez bir kaybın ağrısıyla aklını kuma gömdüğün, kalbine bulut gölgelediğin eflatun dizeler, öncesiyle de - sonrasıyla da ‘arkası yarın’lar ..

_ botlarını sil ! demir haplarını almayı unutma. Sustuğunda duydukların için, konuştukça çoğalan dilsizliğin diğer adısın.
Bir boşluğa yankılayan sesini, Aşk’ın suretsizliğidir .. ve ne denli güçlü bağırsan da ! .. .....
kendine saplanmaktan körelmiş bir bıçağın şiiriyim, günlüklerine, kuşkularının eteğinden çöle dökülen gece’liklerine ‘kurşun’ kalemlerle hedeflediğin.

Yüzüme bakma Alice, deri değiştiriyorum. Aldığın mektupların içi boşsa sen dilediğini yaz. Dalgınım. Kendimi bile zor yakalıyorum.

_ sustur artık şu oyun bahçesini !

yarım bir çocuk gölgesi, bitmemiş bir köprü .. belki uykusuzluğu uykunun ama asla sonu değiştirme çabası değil.
Çünkü tehlikeli bir denize düşüp kırılan bir akvaryumdur kalbim.

_ yumurta kafalı adamlar, görünmez kediler, iskambil kağıtları ....; Yüzüme bak seni katil ruhlu çocuk! Oyun oynamıyoruz. Şimdi ikiz kardeşini o kuyuya nasıl atıp öldürdüğünü anlatacaksın!

Yanıtların köreldiği anlarda başlar masalsı mucizeler. Kendini öyle iyi inandırmıştı ki, geriye dönüp baktığında hatırlayacağı bir geçmişi bile kalmamıştı.
-akıl- define haritasının gömülü olduğu yeri gösteren haritalar. Kendi cesedinizi kaç dakika izleyebilirdiniz dedektif ? Aynı suda yüzen korkularız sanıyorsunuz. Yerçekimiyle kaldırma kuvveti arasında sıkışıp kalmış, balondan kelimelerle oyalanan kuşkucu balıklarız.
Hadi, unutkancılık oynayalım yine ..
çünkü yanına uzandığınız sevgilinizin yanına uzananın kim olduğunu bile bilmiyorsunuz. Ağır aksak ilerleyen bu karanlığın dışında dogdum ben. Suyun dışında olmadıkça izleyemezsiniz yüzünüzü. Rüyanızda görebileceğiniz kadar bile bilmiyorsunuz neye benzediğinizi ..
Ben bu oyunun içinde, derinlik, delilik ve ‘hangisi gerçeklik ?’teyim.

_ Ben de nerede boğulmam gerektiğini unuttum. Şu an ölü bile olabilirim.

Sizinki aptal bir kuşkuculuk dedektif merak etmeyin biri yaşadığımız konserveyi farkedip ‘kurtlanmış !’ diye çöpe atmaz. (Tanrım neden konuşuyorum bu adamla?!)
siz 2+2 =’ den öncesini yanıtlayın. 2 nedir, 1 ne kadar azdır ? Güldürmeyin beni 1 az mıdır!
Ben sizin kopyalanmış öfkenizim Ben kapattığımda gözlerimi Soluk alıp veren bir denizim

_ ayağa kalk ! temizle şu cam kırıklarını. Git bir havlu al. Dökülen su döşemeyi bozacak. .. Sana söylüyorum neredesin yine ? duymuyor rolü yapma bana ..

incelikler; bir cadı kazanı için en gereksiz iyi niyetlerdir.
Aldatacaksan bir bakışı, ‘kendini gizle’ inceliği; aldansın ama nefreti uyut !
Nefreti uyut .. hep bir çıkar yol bulunur. Hep bir kaçışı vardır kalbinizin.
Ne çok yalan dönüp çarptı bedeninde bedeninde yalnızlanan 'bitmedi' duvarına.

Çocuktum çoktum, aynalara bakma! Başucumda eridi kanatların. Yüzümü al. Bilsen ne altatıcıdır bu aynalardaki bu niyet!
Kaç ay çıkarsa bir geceden, o kadar aşk . Kaç cehennem çıkarsa içinden, o kadar masumiyet.
Gece, ince, kanat yorgunu. Hep bir zaman vardı beklenen. Bir zaman, sabır yoksunu .
O nasılsa duyar'lı replikleriyle, bana savruk bir günce yangını. Kalandır! Kalsın, dedi.

Bir kalan ancak bu kadar gidebilirdi !

Ay diye yüzüne vuran yalan, tünelin sonundaki ışık, kendini kör eden bir mumun titreyen kalbidir hala.

Kalk... Ayaklarının altına kadar ulaşan okyanusu giyin.
Uçurtmanın ucunda gökyüzüne yükselen çocuk bedeninde dolanan ip... kapat gözlerini;
NESNEYİ UNUT.

sağanak yılan derisi yalan altında düşmemek için,
KALBİNİ GERGİN TUT!