Deliliğin tüm inceliklerine...

HANGİMİZ

“ Çocukluğumdan bilirim,
bir O kalacak geriye..”


Hangimiz daha çok ölüm bu geceye..
Hangimiz gömüldük kıpırtısız bir notaya, şarkımız tenhalaşınca.. ?
Çocukluğumuz muydu, tedirgin bir sahilin med-cezirindeki ıslak beton kokan uçurtma.. ?
Yoksa hepsi mazeret miydi yaşadıklarımıza.. ?
“Ben”sizlik korkusu hala mı insanları kabulümüz yapar yalnızlığımıza.. ?

Hangimiz daha acıydı susluk vakti kırılganlıklara.. ?
Sırsız, ki gayette ipliksiz, “olur şey değil” deydi kimliksizliğimiz..
Aslolan’-ın geçer-‘liliği vardı kuşkusuz.
Üstelik belki de bundan dahha gerçek bir şey yoktu, yeryüzü’süzlüğümüzün orta yerinde .

Yeryüzsüzünüm; kalbinin , bir ihtimal yakın olan dilsizliğine..
Aşk’a büyüdük. Büyüydük kelimelerimizle,
anlamını geçmişimize ortak ettiğimiz mavi tebessümlere.
Bundan mıdır, bir dün kadar yalandık geleceğin şimdisine.. ?
Yabancılığına yer etmiş bir korku kadar

“seviş!”tik herkes(L)e..

Belki de bir çocuk varsa bile çoktan kayboldu içimizde.. vakitsiz..
-ki bu kelime, zaman kavramının olmadığına yeterli bir kanıttır.

Sevgiye özen’dik, üzüntüye şık’sız..
Bu yüzden midir çekimsizliğimiz bazı seslerin yalın hallerine.. ?

Söyle, hala mı mavi değilim ıssızlığını ağırladığın gözlerinde.. ?
Öldüm !!! ..ve çocukluğun bile gelmedi olduğum yere !

Yanisi, bundan daha fazla ıs’lanamazdım içine ..

Şahnur Bilgi

GÜL İZ’AHI


kurmaca bir el çabukluğuyla teslim ettik korkuyu
başkalarının yüzlerindeki erken cenazelere
doğrudur;
biz kendimize yapılmasını istediklerimizi yaptık
her ‘belki’ de
kaçmaktan usanıp devirdiğiniz geçmişlerinizin kırgınlığına sinmemeyi sırtlandıkça
Aşk’ı acıttık
baktığımız gözlerin beyaza körleştiği anların telaşıyla
içimizdeki nehrin inadına göz kamaştıran aydınlığını yalanladık

SIRRI SÖKÜLMÜŞ AKSİNİZLE YER DEĞİŞTİRDİNİZ
PARMAK UÇLARINIZ KANIYORDU

kendinizi hep bir dünde ağırlarken
çocukluğunuzun bile gün gelip sizi
göğsünde hüzünlendirecek kadar yaşlandığını görmediniz
oysa kendinizi kestiğiniz yerde bir ölü yıkandı
bir ağıt kendini yaktı.. orada olmadınız
bir hayat bağışlanırken, bir diğeri kefalettir
işte bir zaman sonra
kestiğiniz o yeri de birileri kendi korkularında böyle unuttular

enkaz. enkaz. enkaz!
her yeni şeye bir eskiyi aldatarak
gitmek. gitmek. gitmek!

son yazıyı hep başkaları yazdı
başucumuzdaki taş alfabeye
yüzünü bile görmediğimiz başkaları..

nihayet gökyüzünde balık; seninle biz
hep bir kahr!ın, aman!ın kahramanları olacağız
yine aldan!dık
yine yığıldı içimize küskünlüğün yumuşak huylu taşları
umduğumuz medetin çatlayan ağzında bir koku
tam tenhalık o çıkmaza dek rüzgarını da bulamayacak

aynı soru Alexia;
beşiğimde ehliyetsiz baston sallayan hep aynı soru
_ Aşk kaç kere ?

Aşk kaç kere ? ...
..dua edeceğiz.