SAHTE REÇETE


İLK B'ÖLÜM

g ö r d ü n ü z m ü d o k t o r ,
s i z d e g ö r d ü n ü z m ü ?
i ç i m d e n b i r y ı l d ı z k a y d ı
k a l b i m i t u t u n !

Sizin sayenizde oldu doktor, içimdeki geceymiş çakıltaşıymış, hepsine öfkemin tek sorumlusu sizdiniz. Sizin sayenizde her söz, sırtımda ürpertili kızarıklıklar bıraktı.
Boşuna beklemeyin Doktor, Kalbinizden geçip aklınızdan geçmeyen Tanrı’nıza sığınamam.

_ Ömrümdeki eksiltiye kesme şekeri baz alıyorum artık.

_ Kesme şekerim, şarkı bitsin. Şeytanın ne acelesi var gay’ ler tuvaletini kullansın. O da hayatınız kadar çalıntı telaşta nasılsa.

v a r l ı ğ ı n ı z d a n e s i r g e d i ğ i n i z
z e y t i n a ğ a ç l a r ı y l a k o n u ş t u m :
“ y a p r a k l a r b i z i t e r k e t m e z ,
b i z y a p r a k l a r ı t e r k e d e r i z . .
y a p r a k l a r b u y ü z d e n g i d e r ” d e d i l e r .

Öz diyordunuz Doktor; Toptan perakende kendinizi satıyordunuz ..
Sağ beynim sol beynime baskı kuruyor ‘En çok ben ağladım’ diye. Oysa herkes, eşit ölmüyorsa da.. eşit ağlar Doktor.
Çocukken, akrebin zehirli kuyruğunu kuğu kuşu sanırdım. Kuğunun bir kuş olmadığınıysa gelecek yıl öğrenecektim. ..Peki taman, sizi kandıracak değilim. Benim sevebileceğim tüm gelecekler, kırmızı ayakkabılarımı uzanamayacağım uzaklıklara bırakıp kaçtılar.

a s l ı n d a b e n
‘ h i ç ç o c u k o l d u m ’
d o k t o r .

Sırt yağları gözünden dışarı akan pis bir kurbağa kalbime kumpas kurdu. Düşlerime sıçradı. Yeterli değildi Doktor, anlamıyorsunuz, o uzaklıktan düşemedim.
Kalbimde çıkan siğillere ülser nöbetlerimden arda kalan asiti boca ettim. Uykularınıza kan sıçrattım Doktor, uyanın artık.
Tanrı sizi yarattı, siz kendinizi sevemediniz.
Boşuna almayın o günü geçkin ilaç şişelerini avcunuza, en görkemli intiharınızda bile O’nu öleceksiniz.
Hadi ama kırılmayın;

k ı s ı r b i r k a n g u r u n u n b i l e
b u k u s u r u n u t a ş ı m a s ı i ç i n
b i r k e s e s i v a r d ı r .


İKİNCİ B'ÖLÜM

Üzgünüm Doktor geciktim .. Dün gece kedim ikiz doğurdu ve ilk kez ağladı.
İkizlerden biri kelebek .. görünce ben de çok şaşırdım.

h a l a o d a l a r d a d o l a ş ı p
k o n a b i l e c e ğ i y ü k s e k l i k t e
b i r u ç u r u m a r ı y o r . .

Bakın .. , burası çok kalabalık , içinizde tenha bir yere geçsek ?

..... Ne diyordum ? Hımm .., evet ;
Şiirler okuduğu ve çocukluğum gibi koktuğu için bir uzaylıya aşık olmuştum. Kırmızı gezegenleri seven, kırmızı şarap içen ve durmadan gülen tuhaf biriydi.
(Hala öyledir.)

Bir gece deprem oldu ve bir tek odam yıkıldı. Ailemin ileri gelenleri beni yıllarca o enkazın altından çıkarmaya çalıştılar.
(Hala öyledir.)

Oysa ben biliyordum. O uzaylı bir gece önce beni bencilliklerimi parlatırken suçüstü yakaladı. Bu bir rihter ölçeğine göre kaç şiddette seyreden bir yıkımdır Doktor ?

Kalbiniz mi ağrıyor yine ? Affedin. Çıplaklığınızı kapatacak kadar büyük ellerim olmadı hiç. Hepsi kırıldığımda yüzümü kapatacak kadardı
.. Nasıl ? Ah anladım , ‘Hiç yoktan iyidir ’ diyorsunuz.
Sahi mi Doktor ?

‘ h i ç ’ ,
‘ y o k ’ t a n
i y i m i d i r s i z c e ?


ÜÇÜNCÜ B'ÖLÜM

“Sana hiç doğmamış güneşler getireceğim Alexia. Deniz kokulu düşler ve bitmeyen hikayeler getireceğim.
Yine kırılacağız
‘Dualar hiçbir işe yaramıyor mu ?’ diye.”

Hadi Doktor, adam gibi yıkılıp kadın gibi ağlıyorsunuz yine. Bir sabah hayatınızdan habersiz bir kimlikle uyanabilme ihtimali bile korkutuyor sizi.

i ç i n i z d e k i b i r u ç u r u m d a n
n e k a d a r k a ç a b i l i r s i n i z k i ? . .

Doktor; aynı geçmişle yargıladılar bizi. Bu yüzden deniz kokusunu aramadınız o gece, bu yüzden seçtiniz borçlu olduğunuz çıkmaz sokakları büyük şehre.
Hadi itiraf edin yalnızlığınızı, bu saatte sığınacak kimseniz kalmadı diye korkuyorsunuz değil mi ?
Etrafınızda kimsecikler olmasa da yaşayabilir gibi görünmenin tedirgin edici kibirinden baktığınız bu dar kapı merceğinde soluklanan kalbiniz, yalnız başına bir haftadan fazlasına dayanamayacağını çok iyi biliyor. Bu yüzdendir durup durup huzuruma saldırmanız, içinin boş olduğunu bildiğim bir istiridye kabuğuyla gelip, “boş olduğunu söylersen o kadar üzülürüm ki…” bakışları savurmanız bu yüzdendir.


Hadi Doktor, paslı bir metalin soğuk ve kimsesiz gölgesini ben düşürmedim uykularınıza, onları bir karabasana çeviren de sizsiniz.

e v e d ö n ü ş y o l u m u b u l a b i l m e k i ç i n
v a r y a n t l a r a s e r p t i ğ i m
e k m e k k ı r ı n t ı l a r ı n ı y e d i n i z .

Boşuna serpmeyin o suları uyanmayacağım Doktor.
Çığlığım kesilse yankım doğurur beni. İntihar en baştan çıkarıcı siyahını bile giyse kırgın bir notla geri döner evine. Çünkü siluetimin görüntüsü anlık karıncalamadadır gözlerime değen herkesi.
Doktor,

b e y a z t o p l u b i r i ğ n e
ö l ü m ü n s o ğ u k y ü z ü n ü
n a s ı l t a ş ı r ü z e r i n d e
?


DÖRDÜNCÜ B'ÖLÜM


“.. Siyah bir jüri karşısında rastladım ona. Bana gözyaşı sattı. Ağlarından başka kimseye güvenmeyen biriydi Doktor, ve 6 bacağı vardı.

‘Aldatırsan kırarım birini !’ dedim. Korkmadı .. ‘İnsan değilim ki..’ dedi..

‘ b e n d e n n e u m a r s a n ,
a n c a o k a d a r ı n ı
y a ş a r s ı n . ’

Gülüyorduk .. ne çok şey umulmuş bizden ve ne kadar azına sahipmişiz meğer.
Doktor; artık canım yanmıyor dansederken. İçimde bir el feneriyle gemiler batırdım. Anlayın artık, kibirli dualarınız hiç bir işe yaramadı. Işıktan kör yağmurlar çarptı yüzüme. Yıllarca karanlık ve küf kokulu cennetlerde boğdular beni ! Oysa bir martı ölünce sürüden hiç kimse sağ kalamıyordu.

Bunu yıllar sonra anladım.
Oniki kızkardeşim öldü. Bu hazzı koklayabiliyor musunuz ?..

Hadi.. o denli açıktım ki yaralanmaya, yıldızları tuttuğumda dilekler kaydı yeryüzünden. Artık intiharcılık oynamak için çok yaşlısınız Doktor ..
ve haklıydınız ;

b i z t ı p k ı b i r a y n a g i b i y d i k ,
t ı p k ı b i r a y n a g i b i
t ı p a t ı p t e r s i y d i k b i r b i r i m i z i n .


BEŞİNCİ B'ÖLÜM

k ı p ı r d a m a y ı n d o k t o r ,
s ö y l e d i ğ i n i z y a l a n l a r ı n k u y r u k
u z u n l u k l a r ı n ı ö l ç m e l i y i m .
g e r ç e k l i ğ i n i z i
t e ğ e l l e m e l i y i m ,
h e m e n h e m e n b i t t i s a y ı l ı r .

Uyandığınızda Doktor, Orada olmayacağım. Biliyorsunuz, başından beri bu gerçeği ikimiz de biliyorduk. Hikayeniz Doktor .. Sona yaklaşıyoruz, hazırlanın. Hayattan ikmale kalan bir çocuk değilsiniz artık. Tamam peki bakmıyorum yıkayın yüzünüzü. Ah utancınız sizin, hep gerçek kalan yerlerinizin farkedilir olma korkusuydu.

Hatırlıyor musunuz Doktor, ilk tanışmamızda içinizdeki çocuğun kendinize açılımlı sağlamasını yapmıştınız. Onca renkten mora anlam yüklediğiniz örtülerinizin altında ağlamıştınız.
O gün sanki ilk kez uyumuştum.. O gün sanki ilk kez, itiraf edilecek bir son arzunuz vardı. Tereddütlerinizde sonuna kadar haklısınız. Kimliğinizle yabancılaştırdığınız ağrılarınızı bile, boy ölçüşülebilecek kadara ayarlamıştınız. Yaşanmış her eksiltiyi yaşanmamışlığıyla sizi cezbeden naylon bir aşk portresine kapatmıştınız. Anlamalıydık Doktor;

y e r y ü z ü n d e n k a n a m a l ı ,
a ş k y ü z ü n d e n m ü t e m a d i y e n
s a b ı k a l ı y d ı n ı z .

Siz bir yalanın ardına sığındınız, ben bir yalana ihanet ettim. Masalları ucuz barlara taşıyan kalbimize silahı ilk çeken ikimiz de olamadık. Siz şiddetten yana çekimser oy kullandınız Doktor, benimse nedenlerim farklıydı. Uzak mesafeden cinayet romanları yazamadım hiç. Çünkü ben bıçak sırtı bir küskünlüğü taşıyordum içimde. Ben sadece üzgündüm. Annesini, babasını, arkadaşlarını, bir kızı yahut bir oğlanı değil de, tüm bunların evvelinde kalbini sevmiş her çocuk kadar, karşılaştıklarıma bakakalan gözlerimin, edilen küstah sözlerimin üzgünüydüm. Dargın kalabilmeyi sizden öğrendim.. küsmeyi, kibirlenmeyi, yersiz hasetlerinizdeki can yakıcı, ilgisiz kalmışlık kokan o arsızlıkları..

İşte bitti.. İstediğiniz kadar yıkayın. Silinmez izler bıraktım içinizde.
Ben ‘Sen’ sin demiştiniz, hatırlayın Doktor. Tüm cinsi saçmalıklarınıza rağmen sırdaşlıklarımız bile üç kişi pay edildi desenize.
...


Hayır Doktor, üzgünüm ama size katılmıyorum. Bu bir oyun değil. Bu sadece, içinize sığdıramaz hale getirdiğiniz safsatalı varlığınızın ardından, en küçük bir eksik bile hissetmeksizin yoluna sizsiz devam edecek yeri hayatın. Siniriniz mi bozuldu? Bu dönenen durum ve gidişler yalan da değil, hatta kalbin akla sokularak ilerlediği en gerçek zaman dilimi, yani An. Yani içinde yaşamaktan korkup olmayan sevdaların günah hayalleriyle kuşattığınız, eh böylece yine içinde varolduğunuz, ama bunu istediğinizde reddedebileceğiniz bir kumara çevirdiğiniz, sizin hayat?ınız.

Çocukluğunuza bulanmış ayrıntılarınız, kaçış yollarında boğulduğunuz parlak adınız, yatağınıza nüfus eden yalanlarınız ..
Kamçıladığınız yüzlerin öfkesini hep ben biriktirdim. Daha az acı yok, başka bir hikaye yok Doktor.

Verin ben bağlayayım kravatınızı, rujunuz dağılmış yine.
İçinizde gerçek kalan yerleri de verin Doktor. Üzülmeyin,
Yokluğunuzu görmeye gelenlere aratmam onu .. Hadi alın , bu kurabiyeler büyütecek bundan böyle sizi.

k u t l a r ı m ;
b i r i n c i l i k l e b i t i r d i n i z
b e n d e n k o p y a ç e k e r e k h a y a t ı m ı !
k a z a n c ı n ı z s i z c e b ü y ü k ,
g ö r e m e y e c e k o l u ş u n u z s a ü m i t k ı r ı c ı .

Yeterli olmayan büyüklükteki aşk hatıralarınızdan sözetmenin sırası değil Doktor, gecikiyorsunuz. Dönüş yolunda şatonuzu üstüne inşaa ettiğiniz kuyusuna ağlayan Alice’e rastlarsanız selam söyleyin benden. Ona ‘Daha az acı yok ’ deyin. Alışmaya mecbur olduğunu er geç anlayacaktır. Bastığı toprağın ona verdikleriyle yetinmeyi öğrenecektir. Kalbini bindiği bir hayvan gibi dört nala tozutmanın yararsız olduğunu, kimsenin bir niyetsize yardım edemeyeceğini fark edecektir. Yeteri kadarıyla doyamayanın gözünü doyuracak bir şey mevcut değildir çünkü.

Yanisi; daha az acı yok Doktor! Kendinize bir bakın; bu oyun en başından adıyla kaybetti. “Silahı ilk çeken kazanır.” Oysa silah, insanlığa hiçbir şey kazandıramamıştır.

b i r u ç u r u m ö l ü r k e n
t ü m g e ç m i ş i n i y a n ı n a a l ı r !


ALTINCI B'ÖLÜM

Sevgili Doktor ; Haftalardır sizinle bu konu üstünde konuşmak istiyordum. Nasılsa birbirimizi tanıyoruz artık (?) diye düşünüyordum .. Ne tuhaf değil mi, bir psikolog hastasının tüm geçmişini bilme hakkını en başından sahiplenir. Ama siz hep susuyorsunuz Doktor .. Sizinleyken kendimi 23 nisan ulusal çocuk bayramındaki renkli görüntülere sinmiş hissediyorum. Her birimiz kendi ülkemizin minyatür birer benzeri gibi eleleyiz. Elele yuvarlak bir dünya resminin etrafını çerçeveliyoruz. Sırası gelen çıkıp kendini kendi dilinden diğerlerine anlatıyor. Kimse birbirini anlamadan seviyor-gibi yapıyor. Ranzamın üstünü, dilini bilmediğim United Colourse tadında yabancı tanıdıklarla paylaşıyorum.
Tanıdıklığımızın kanıtıdır, her birimiz duvara yansıyan ellerimizin gölgesinden kuş yapabiliyoruz. O kuşu gecelerce birbirimizin yabancı yüzünde gezdirip, aynı tonda ağlayabiliyoruz.

Anlaşılamama korkumuzla çıktığımız yoldan yalanlarla geri döndüğümüzde, korkumuza etiketlenmiş ve üstünde ‘Anlaşılabilir olma’ yazılı bir U dönüşü tabelası buluyoruz.
...


Doktor, söylediklerinizin tek kelimesini bile anlamıyorum.
Yalnızca bir gölge oyununu yanıtlıyorum size. Anlayışsızlığınızda huzur buluyorum. Bir çokları hayatım üstüne tez verir gibi kafa sallayıp, reçetesine bir şeyler karalıyor. Birileri adımın anlamını bile bilmeden içimi okumaya kalkışıyor.
Siz olsanız ‘Ne hakla ?!’ derdiniz ama siz hiç orada olmadınız Doktor.
Duygularınız, kendilerini sadece sözlük anlamlarıyla varedebilen birer cümlelik iç çekişlerdi. Obur bir fare gibi kemirdiğiniz o kitaplardan kaldırın başınızı artık .

Aşkın alfabesi yoktur Doktor, bir öfkenin telif hakkı ödenemez. Bunu Hitler bile yapamadı ! Hayatın yalnızca belirli anları insana zevk verir. Reçetenize büyük harflerle yazın bunu :

h a y a t ı n e r o j e n
b ö l g e l e r i v a r d ı r .

Çocukluğunuzun doğru sayısı, büyürken edindiğiniz “ama herkes..”li yalanlar esnasında söz konusu bedeni terkederken,
duvarlarınıza kuş gölgesi ölüleri bırakır.
Anlayın artık Doktor ;

h a y a t t a n y o l a ç ı k a r a k
d e n k l e m i n i k u r d u ğ u n u z h a l d e
a ş k ı n h a y a t a
s a ğ l a m a s ı y a p ı l a m a z .


YEDİNCİ B'ÖLÜM

İşte yine geldim Doktor.. Şehrin sokakları beni size tükürdü yine. Dün gece bir martı daha vuruldu. Düş kelebeğim koptu. Sarsıntıdayım. ...

Uzun burunlu bir adamın peşinden kuzeye gittim. Daha fazla yalan söylemezse bir şansımız olabileceğini düşünmüştüm. Ama artık o burunla dengesini yitirmeden ayağa kalkmak için bile şansı kalmadı. Temmuzdu.
Tüm sevdiklerimden veda mektupları yağıyordu.

ç ü n k ü b e n u y u m a d a n ö n c e
ü s t ü m d e n h e p
y e r y ü z ü n ü ç ı k a r d ı m.

Doktor ; siz ne zaman ağlasanız ben kandırıldım. Ne tuhaf değil mi? Hiç bilmediğim sahnelerde, aynı repliği başka rollerle yineliyorum. Bana benzeyen diye tanıştırıldığım ama benim hiç benzemediğim kendi normallerimi büyütüyorum. Doktor; sırf kuru çiçeklerim için hayatta kalıyorum. ...
Kristal bir elden ağır bir tokat yedim. Yüzümde derin yaralar açıldı. Dostlarım (?) gelip sardılar hemen. Onları hiç bağışlamadım ...

Her yaz sezonu bitiminde sahile bakan vitrin camlarında telaşlı yazılar belirir ;

a ş k’ t a ş o k i n d i r i m !
v e d a m e k t u p l a r ı
e t i k e t i n y a r ı f i y a t ı n a .

Aşk ..? .. yine mi bu içi boş tınlayan melo'dili arabesk.
.. Aşk .. .. Aşk .. aŞkAşKaŞkAşKaşk ………..

Doktor; öyle ustalaşmıştım ki artık sihir gerekmiyordu. Her sabah çalar saatimden 5 dakika önce uyanıyordum. Sanırım o da uyanamayacağından korkup beni kuruyordu. Uyaklı olsun diye devrik süsü verilmiş yazınsal Aşk yapıtlarım olmadı hiç. Edebiyat tarihine yapıştırılmış soğuk kanlı bir imla hatasıydım şair deyimiyle. Dilimin ucunda ağız dolusu söylenecek milyon tane sözcük vardı anne .. Yine de ağzım doluyken konuşmadım hiç. ...

Hadi boşverelim Doktor ; Herşeyi son süratten boşa alalım. Gecelerdir kibrit kutularında biriktirdiğim çöp adamlarımla ‘masal asmaca’ oynuyorum .

t e k s u ç o r t a ğ ı m
g e ç m i ş i m d i r .

Anlayın Doktor .. Kırılmaz bir cam fanusun içindeyken bile, terk ettiklerimize dokunulası fısıltılarımızı bıraktık biz.. Yani kırılgandık gerçekte ;

v e k i m b i l i r d a h a k i m l e r i n
k a y b e t t i k l e r i n e
b i r g ü n a y d ı n ö p ü c ü ğ ü
b o r c u m u z v a r d ı .


SEKİZİNCİ B'ÖLÜM

Günaydın Doktor!
Ne demeliyim .. Acaba bugün sizi hangi isminizle çağırmalıyım? ...
Ah tabii ya şu işe bakın, ne aptalım.. Eftelya olmalıydı. Hepsinin toplamı içinizdeki boşluğu doldurmalıydı oysa.
Neyiniz var Doktor ? Tedirgin görünüyorsunuz. Lütfen kırılmayın ciddi bir niyetim yoktu. İzin verin çoktandır sizin bile dokunmaya korktuğunuz kamburunuzu okşayayım biraz .. Kamburunuz yok mu? Beni umursamayın şimdi umursamayın n’olur. İnsan uyandığı ilk 5 dakika içinde böyle saçmalıyor işte.

Lisedeyken Fatih adında elleri kadifeden bir arkadaşım vardı. Sizin de kalbiniz varmı Doktor ? Nasıl ?.. Ah, unutmuşum. Siz insanların ruhlarını onarırsınız, öyle ya.. Peki söylesenize, kendi ruhunuzu da o karanlık mağaradan günışığına çıkarabiliyor musunuz, arada sırada da olsa ? Ruhunuzu hakediyor mu hastalarınız ? Peki onarabiliyorlar mı sizi ?
Birbirimizi kandırmayalım Doktor .. Oynadığınız yüzler, sizinle oynamaya başladığından bu yana kaç yıl geçti ? Kaçıyla seviştiniz çıplak bırakarak içinizi ? .. Hadi Doktor, yapmayın; çıplaklık bile bir oyundu belki.
Hatırlayın, ‘Belki de o karanlık mağaradan dışarı hiç çıkmadınız siz!’ Yalnızlığınızdan öte kimseyle sevgili değildiniz..
Siz, başladığınız noktayı kaybettiniz Doktor !.. Kendinizden doğurup, yeryüzüyle değiştirdiğiniz bütün kimlikler usulca yanağınızı tokatladı.
Siz kendinizi tedbiri çoktan alınmış intiharlarla kanattınız.
Kalbinizin yerini ağrımadığı sürece bulamıyordunuz artık. Size benzeyenlere kırdırıyordunuz onu. Hatırlayın Doktor..

‘ y ü z ü n ü z ü y ü z ü n ü z e
d ö v d ü r ü y o r d u n u z ! ’

Size benzeyenler tükendiğinde, potansiyelde kalbinize yakın duran adamlara, kırılası muhtemel yüzlerinizi yapıştırdınız.. Elinizin tersi, elinizi eskitti Doktor.

‘Çıplaklık bir oyundu belki’ ler bile bir oyundu artık ! Koca puntalı bir nokta koyup repliğinizin sonuna, yüzünüzü yalnızlığınıza çevirip uyudunuz. Size sarılanlar çıplak bıraktıkları kehanetlerine sarılıyorlardı aslında. Sizse son sözünüzü, duvar kenarında kaybolmuş, uyku mahmuru gözleriyle ağlamayı çoktan unutmuş çocukluğunuza fısıldadınız ..
.. Haklısınız birbirimizi kandırmayalım. Sizin bir son sözünüz bile yoktu artık.

i ç i n i z d e k i k a m b u r u
a c ı t m a y ı n

‘Kendinizi saklamanın en kolay yolu çok görünmekti.’
İyi ama Doktor, siz kendinizi kendinizden kaçırdınız ! Son hız koşarken ardınıza düşürdüğünüz kırmızı rujlarınız mı.. Mor dudaklı tanrınız mı.. Yaralı bir tay mı.. Yoksa çirkin hedefinize kılıf uydurduğunuz (Eftelya Ağıtları) gümüş renkli kuyruğunuz mu.. ? Sürüncemede kalan, okunaksız bir kehanetin yazgısıdır; yazık ki artık, siz bile bilmiyorsunuz yanıtını.

Yankısı bile sesini aldatan düş ormanınızdan kendi denizime dönüyorum ben. Bir sonraki perde için ‘Orman Cini’ kostümünü ‘Yaralı Taylar’ kulisine bıraktım.

Ne kadar kalabalıksınız Doktor, ne kadarım yer edinebildi içinizde ? Hadi Doktor, .. kalbimi ağzınıza vermiş geviş getiriyorum, sıtınızı ürperterek son repliklerime parmak uçlarımla dokunuyorum. Çocuk kalan yerlerinizi dövdürmeyin bana !

d a ğ ı t s a ç l a r ı n ı
e f t e l y a
e l ç i d ö n m e y e c e k ..

Denizin dibi nasıl kokar bilir misiniz Doktor ? Bir gün rahminizde sancıyan kalbinizi avuçlarınıza almayı becerebildiğinizde, bir katman duman mı yoksa bir katre dua mı üflemek istediğinize karar verecektiniz.
Bu olacaktı kaçarı yok. Ardınızda bıraktıklarınız, sizin yarattıklarınız olacaktı.

Beni avutmayın doygunum, ve siz hala kötü bir çocuksunuz Doktor.
Doktor lütfen.. yalarınıza kapatmaktan vazgeçin beni.
Tuzlu su canınızı yakabilir.

İ ç i n i z d e n y ü k s e k v o l ü m l ü
‘f r e n’ s e s l e r i g e ç i y o r..
k a p ı l a r ı n ı z ı a ç ı n d o k t o r !
g e r ç e ğ i b i l m e y e g e ç k a l ı n m a z
a m a o n u s e v m e y e g e ç k a l ı n a b i l i r ,
k a p ı l a r ı n ı z ı a ç ı n;
a ş k h e r a n h a y a t ı n
a l t ı n d a k a l a b i l i r..

aşk heran hayatın altında kalabilir !


SON B'ÖLÜM

Size gelmemin nedeni, kime gitmem gerektiğini bilemememdi Doktor.
Size olan şevkat ve sevgimin nedeni, sevginin ne olduğu bilmememdi
Ve size inanmamın tek nedeni, neye inanmam gerektiğini fark etmemiş olmamdı.
Sezgilerimize güvenmek.. güzel bir siyahın içinde kıvrılmış küskünlüklerinizle yol almak öyle zordu ki..
Sessizlik her an daha sessizdi.. bakışımda duran gölün kıpırdanışında mavi kızıl ışıklı bir bulut, o muydu? Siz miydiniz Doktor? Öyle yakındı ki, aydınlık mı, karanlık mı, artık seçemiyordum.. kendimi sözcüklerle itip bakmaktan yoruldum ve, dinlenmek için bir yaprağı izlemeye başladım dün..

a r t ı k d i l e m e y i n d o k t o r
ö z ü r d i l e m e y i n ! v e r e m e m .
s i z d e n y a n a b i r ö z r ü m k a l m a d ı .

Ağ bir çok şeyi durdurmama yarıyor yüzümde.. ağlamak.
Bu kadar şeffaf ve bizimle gelen bir ipe sahip olduğum için seviniyor, kopmayan ‘şeyler’in gücüne inanıyor ve ona teslim oluyorum.
Öyle çok şey ayrılık ki..

a r t ı k y ü r e ğ i m d e k i y e r i n i z d o k t o r ,
g ü l ü n g ö k y ü z ü n d e k i y e r i ,
a t e ş i n d e r i n s u l a r d a k i ,
v e k ı s ı k g ö z l e r i n i n a r d ı n d a
b i r h a y v a n ı n , “p a z a r t e s i” .

Ben ki görgün bu bakışın kaynağına dilde tercümansız çocuk!
“Canlı” ne uzun bir kelimeymiş, “Hayat” ne kısa..
korkardım ölümden Doktor, içimdeki yabancılarla konuşma yasağımı çiğneyene dek.. ve şimdi biliyorum ki, o da doğuyor.

Gagalarını yukarı açmış bekleyen güvercin yavruları, rüzgarın esirdiği bin bir renk hazneli polenler, geceler ve gündüzler, hiçbir şey kaybolmuş gibi görünmüyorken ki boşluk bile..
Hayret yoksunu bilinç; seyrettiği suya mürekkep.. büyük bir yazıksınız Doktor, enine boyuna büyük bir yazık.

Çünkü gördüm. O bilinçti ki soluğumu beşe böldü.. aklım birbirine bağıntısı olmayan kara parçaları gibi dağıldı.. sol yanımda öylesine ağrıyan bir gül ağacı köküne rastlamamıştım hiç, çok canım yandı Doktor.. Canımı çok yaktı ellerinizdeki boşluk; sözlerinizdeki topraktan çağırdığınız ama ellerindeki boşluk! Sürgün verdiğim yerden devirip kendimi, öyle çok yanmam gerekti ki..

s u l a r ı n ç e k i l m e s i n e n i y e t l i y d i n i z
k ö k s ü z l ü ğ ü m h e p b a h a n e n i z o l d u.

Biz bir nedenin parçasıyız, sorusu değil.
İşte buradayım Doktor.. Artık burada,
İçim rahat ki gelmeyeceğiniz bu suskunlukta,

En umarsız yerlerime dağılsam bile, sizi çağırmadığım, ve en karanlık çıkmazında bulsam bile kendimi çelişkilerin, kime gitmem gerektiğini hep bildiğim, bir büyük kara parçasında.

Elveda.


aralık 1999 - eylül 2002